EÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz: “Ebola grip ile karıştırılmamalı”
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, İzmir’de yaptığı açıklamada Ebola virüsünün bulaş yolları, belirtileri ve korunma yöntemlerini anlattı. Ebola’nın başlangıçta griple benzer belirtiler gösterebildiğini belirten Gürüz, hastalığın ilerleyen günlerinde ortaya çıkan ağır sindirim sistemi belirtilerine ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas riskine dikkat çekti.
Ege Üniversitesi (EÜ) bünyesinde toplumsal farkındalığın artırılmasına yönelik yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında, EÜ Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, yüksek ölüm riski taşıyan Ebola hastalığı ile modern çağdaki viral enfeksiyon risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Artan nüfus, daralan yaşam alanları, insan hareketliliği ve gıda sektöründeki bazı uygulamaların yeni enfeksiyöz ajanların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirten Prof. Dr. Gürüz, daha önce tanınmayan etkenlere karşı koruma ve tedavi protokollerinin akut dönemde yetersiz kalabileceğini ifade etti.
“Yeni enfeksiyöz ajanların artmasına neden olmaktadır”
Dünyanın ciddi bir viral enfeksiyon tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Gürüz, “Daralan yaşam alanları, besin zincirinde vahşi hayvan etlerinin kabul görmesi, artan nüfus, egzotik gıdalara karşı uyanan ilgi ve gıda sektöründeki kalifiye olmayan iş gücü, ne yazık ki yeni enfeksiyöz ajanların, özellikle viral kaynaklı olanların artmasına neden olmaktadır. Son yıllarda SARS-CoV-2, HANTA virüs ve EBOLA insan ırkında ölümcül salgınlara yol açmıştır.” dedi.
Ebola hastalığının nadir görülmesine karşın ciddi ölüm riski taşıdığına işaret eden Gürüz, “Ebola hastalığı (EBOD), nadir ama insanlarda ciddi ölüm riski yaratan bir enfeksiyondur. Orthoebolavirus genusunun Filoviridae ailesine ait olan bu virüsün altı türü tanımlanmış olup, bunlardan EBOV, SUDV ve BDBV büyük salgınlara yol açmıştır.” ifadelerini kullandı.
Ebola’nın yapısı ve tarihsel süreci
Hastalığın ilk kez 1976 yılında Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktığını hatırlatan Prof. Dr. Gürüz, Ebola’nın en büyük yıkıma 2014-2016 yılları arasındaki salgında yol açtığını kaydetti.
Prof. Dr. Gürüz, “Ebola, normal şartlarda nadir görülen ancak çok yüksek ölüm oranına sahip, viral ve zoonotik bir enfeksiyondur. Virüs, en büyük yıkımı 2014-2016 yılları arasında gerçekleştirmiştir. Bu dönemde yaklaşık 28 bin kişi enfekte olmuş ve 11 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir.” dedi.
Virüsün yapısına ilişkin bilgi veren Gürüz, “Ebola virüsü, konak hücreden alınan bir lipid zarla çevrili, iç kısmında sarmal bir nükleokapsid çekirdek ve yüzeyinde çıkıntılar barındıran, uzun ve ipliksi bir yapıya sahiptir. Hücre bölünmesi geçirmez; bunun yerine konakçı hücrenin mekanizmasını ele geçirerek ‘virüs fabrikaları’ kurar.” diye konuştu.
Ebola’nın kuluçka süresinin 2 ila 21 gün arasında değişebildiğini, belirtilerin ise genellikle 8-10 gün sonra ortaya çıktığını aktaran Gürüz, “Önemli bir nokta şudur ki; enfekte bir kişi kuluçka dönemi boyunca, yani belirti göstermeden virüsü başkalarına bulaştıramaz.” ifadelerini kullandı.
Grip ile Ebola arasındaki kritik farklar
Ebola’nın ilk belirtilerinin mevsimsel griple benzerlik gösterebildiğini ancak hastalık ilerledikçe önemli farklılıkların ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Gürüz, “İlk birkaç gün her iki hastalıkta da yüksek ateş, baş ağrısı ve halsizlik görülür. Ancak grip esas olarak solunum sistemini etkileyip öksürük ve burun akıntısına yol açarken; Ebola'da solunum şikayetleri nadirdir.” dedi.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde sindirim sistemi belirtilerinin belirginleştiğini vurgulayan Gürüz, “Hastalığın 4. veya 5. gününden itibaren şiddetli kusma, yoğun sulu ishal ve karın ağrısı gibi ağır gastrointestinal, yani ‘ıslak’ belirtiler baskın hale gelir. Belirtiler zamanla hafiflemek yerine kademeli olarak çok daha yıkıcı ve ağır bir seyir izler.” diye konuştu.
“Ebola virüsü hava yoluyla bulaşmaz”
Ebola virüsünün bulaş yollarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Gürüz, hastalığın hava yoluyla bulaşmadığının altını çizdi. Virüsün enfekte kişilerin vücut sıvılarıyla doğrudan temas sonucunda bulaşabildiğini belirten Gürüz, “Virüs; kan, kusmuk, dışkı, tükürük ve ter gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla geçer. Ayrıca enfekte kişilerin eşyalarına dokunmak veya cenaze törenlerinde koruyucu ekipman olmadan bulunmak büyük risk taşır.” ifadelerini kullandı.
Koruyucu önlemlerin önemine dikkat çeken Gürüz, “Korunmak için vücut sıvılarından kaçınılmalı, sıkı hijyen uygulanmalı ve yabani hayvan etinden uzak durulmalıdır. Sağlık kuruluşlarında ise tam vücut tulumu ve çift kat eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanımı hayati önemdedir.” dedi.
Aşı ve destek tedavisine dikkat çekti
EBOV türüne karşı geliştirilen aşının etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Gürüz, diğer Ebola virüsü türlerine yönelik onaylı aşı bulunmadığını ifade ederek, “Şu an için EBOV türüne karşı geliştirilen Ervebo aşısı oldukça etkilidir; ancak diğer türler için onaylı bir aşı henüz bulunmamaktadır. Tedavide en önemli yaklaşım, hastanın sıvı kaybının yerine konması ve semptomlara yönelik destek tedavisidir.” açıklamasında bulundu.
Gürüz, korunmada enfeksiyon kontrol tedbirlerinin önemini vurgulayarak, “Özetle Ebola; hava yoluyla bulaşmadığı için bariyer önlemleri ve sıkı enfeksiyon kontrol yöntemleriyle korunulabilen bir hastalıktır.” dedi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0